2 Haziran 2011 Perşembe

Benim Güzel Okulum


                                                           

Okulumu, kampüsünü ve insanlarını sevmiyorum ben, olmayan okur. Bunun nedenlerini uzun uzadıya anlatabilirim tabi ancak sizi sıkma ihtimalim oldukça yüksek bu konudan bahsederek. Peki neden okulumla ilgili bir yazı yazıyorum bugün ?

Okuluma ÖSS ile yerleştikten sonra her öğrencinin yapacağı gibi kalacak bir yer buldum. Şansıma da kampüse çok yakın bir yerden bir ev buldum. Aklımdaki şey, ulaşım parası vermeden okula rahatlıkla gidip gelebilmekti. Ancak nerde bende öyle şans. Mühendislik fakültesi, kampüs kapısından 2km uzakta çıktı.

"Neyse" dedim, "kampüsün içerisinde ring vardır nasıl olsa". Ama tabikide yine yanılmıştım. Kampüste bırak ring'i  içinden geçen belediye otobüsleri bile kart istiyorlardı kampüs içi ulaşım için. Ben yine yılmadım, araştırdım, ettim, kampüs içinde otobüs şöförlerinin tolerans gösterdiği bilgisini aldım. Öbür günkü ilk denememde de başarılı sonuç aldım. "Tamam!" dedim, "artık kampüs içi ulaşım için para vermeye gerek yok!".

Koskoca 2 dönem böyle geçti. Hergün evden okula, okuldan eve bir 5 dakika kadar yürüdükten sonra kampüs içerisindeki otobüs durağından otobüsüme binip, ücretsiz olarak okuluma gidebiliyordum. Lakin bugün okuldan dönerken durum öyle olmadı.

Otobüse adımımı attıktan sonra, her zamanki gibi otobüs şöförüne " Abi, kartım evde kaldı, işletmede ineceğim, bu seferlik idare et." dedim. Otobüs şöförü, gözlüklerini indirdi ve yüzüme dik dik bakmaya başladı. Arada bir izin vermezlerdi, ben de inerdim ve başka otobüste şansımı denerdim. Aynı durum yaşanacak diye düşünerek otobüs kapısına doğru adımımı atmamla beraber, otobüs şöförü:

-Ben, insanları çok iyi tanırım. Sen her gün böyle yapıyorsun. Daha önce de bana aynı şeyi söylemiştin. Tüm şöför arkadaşlar senden şikayetçi. Artık senin fotoğrafını çekip, tüm otobüslere yapıştırmayı düşünüyoruz.

O anda hem kötü de olsa bir şöhret sahibi olmanın gururunu, hem de ayar yemenin hüzünüyle şöförün yüzüne bildiğin boş baktım. Sonraki yakınmalarım da tabiki de anlamsızdı artık. Yavaş ama gururlu bir şekilde otobüsten indim ve otobüs şöförü uzaklaşırken ise tüm bu hislerin dışa vurumu olaraktan son noktayı koydum:

- **ına koduğumun oğlu!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder