21 Nisan 2011 Perşembe

Gece

Gece ne kadar garip bir zaman dilimi değilmi? Yoksa sadece bana mı öyle geliyor? Ben gecenin sessizliğinin ve yalnızlığının bambaşka bir duygu olduğunu düşünüyorum. Hatta gece olduğu zaman belki de bambaşka bir insana dönüşüyorum. Gece inanılmaz mantıklı gelen bir fikir, sabah çok mantıksız gelebiliyor mesela. Gecenin sadece kendime ait olduğunu düşündüğüm için oluyor bütün bunlar sanırım. Çünkü dünya gözümün önünde " Ben burdayım!" demiyor.


Hayalimde insanların benim istediğim gibi davrandığı bir dünya yaratıveriyorum sanki. Ben de değişiyorum tabiki bu dünya ile birlikte. Bir bakıyorum hiç olmadığım kadar cesur, hiç olmadığım kadar çalışkan veya romantik olabiliyorum. Kendimce yaptığım bestelerimi, yazdığım yazıları, şiirleri hep gece yazıyorum elimde olmadan. Veya  kendimi tamamen sanata adamak istiyorum her şeyi bırakıp.

Oysa ki gün doğduğunda herşey tam tersinde dönüyor benim için. Herkes ve herşey renklenmeye başlıyor. Hayat başlıyor ve bir şekilde ayak uydurmam gerekiyor benim de. Bazen dirensem de elimde olmadan boyun eğiyorum düzene tekrardan. Bir meslek edinme, para kazanma, sorumluluk sahibi olma "gerekleri" güneşin ilk ışıkları ile birlikte yüzüme vuruyor adeta.

Sabah olduğu zaman da gece olduğum gibi olmak istiyorum ben aslında. O zamanki gibi cesur. En sevdiğim insanı alıp dünyayı dolaşmak, parayı sadece bir araç olarak kullanmak, hayatımı duygularımla yaşamak istiyorum.

Ama dedim ya gece olduğu gibi değil sabahlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder